ELEŞTİRİ: CENK MİRAT PEKCANATTI ELEŞTİRİ ÖDÜLÜ 2025

 CENK MİRAT PEKCANATTI ELEŞTİRİ ÖDÜLÜ 2025

Aşağıdaki metin, 15.Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali’ne dair eleştiri yazılarına açık olan Cenk Mirat Pekcanattı Eleştiri Ödülü 2025’i kazanan katılımcıya aittir.


"KIRILMA ZAMANI" MI, 'KIRILGAN BİR GÖSTERİ' Mİ?

Sessiz Eleştirmen

15. Bursa Uluslararası! Fotoğraf Festivali (haricinde Bursa Foto Fest, Bursa Photo Fest ya da fotofest gibi farklı isimlerle gündeme gelişi; adeta bir olmamışlık ve kimlik bunalımının itirafıydı), “Kırılma Zamanı” temasıyla 12 Aralık 2025 - 12 Ocak 2026 tarihleri arasında Bursa’nın kentsel dokusuna yayılan 10’u aşkın mekânda izleyiciyle buluştu. Küratörlüğünü Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan’ın üstlendiği bu organizasyon, Türkiye’nin en büyük! ve köklü fotoğraf etkinliklerinden biri olma iddiasını yinelerken, beraberinde getirdiği kuramsal yük ve organizasyonel hantalıkla ciddi bir tenkit süzgecinden geçirilmeye muhtaçtır. Festivalin “hafıza, direniş ve umut” ekseninde kurgulanan söylemi, Susan Sontag’ın ahlaki kaygıları, John Berger’in mülkiyet odaklı görme biçimleri ve Roland Barthes’in fenomenolojik “punctum” arayışı bağlamında incelendiğinde, bu “kırılma”nın bir uyanıştan ziyade kurumsal bir konfor alanına dönüştüğü görülmektedir.

Susan Sontag ve “Acı”nın Estetize Edilmesi: Bir Etik Felaket

Susan Sontag, “Fotoğraf Üzerine” adlı eserinde fotoğrafın dünyayı parçalara ayırarak anlamlandırma ve bir nesneyi ele geçirme yolu olduğunu savunur. Festival’in “Kırılma Zamanı” teması, Sontag’ın “başkalarının acısına bakma” konusundaki uyarılarını görmezden gelen bir “röntgencilik” tehlikesi barındırmaktadır. Festivalde yer alan Forough Alaei, Abir Abdullah ve Issa Touma gibi sanatçıların göç, savaş ve iklim krizi odaklı çalışmaları, Sontagçı bir perspektifle “acıya bakmanın” yarattığı duygusal uyuşmaya hizmet etmektedir.

Sontag’a göre, bir fotoğrafın başarısı sadece gerçeği yansıtması değil, duygusal yüküyle bakanı etkilemesidir; ancak bu etki, uygun bir politik bağlam yoksa çabuk söner. Bursa’da galerilerin steril duvarlarında sergilenen “kırılma” sahneleri, izleyiciyi bir “harekete geçme” arzusuyla değil, “iyi niyetli bir üzüntü” ile baş başa bırakmaktadır. “Güzelleştirme” eylemi kameranın en klasik operasyonudur ve gösterilen şeye karşı ahlaki bir tepki vermeyi engeller. Sergilenen iklim krizi fotoğraflarının renk doygunluğu ve kompozisyon kusursuzluğu, felaketi bir sanat nesnesine dönüştürerek fotoğrafçılığın karanlık tarafına hizmet etmektedir.

Sontag, “hiçbir fotoğrafın, fotoğrafçının niyetinden bağımsız olmadığını” vurgular. Küratörlerin “fotoğrafı bir sığınak ve karşı koyuş biçimi” olarak tanımlaması, aslında Sontag’ın eleştirdiği “katılım yanılsaması”nın bir örneğidir. Kenti süsleyen imgeler, gerçek bir politik direnişten ziyade, yerel yönetimin kültürel prestij çalışmasına dönüşmektedir.

John Berger ve Bursa’nın Mülkiyet Politiği: Kimin Görüşü?

John Berger, Görme Biçimleri’nde sanatın bir azınlık için “gizemlileştirildiğini”  ve bu sürecin yönetici sınıfların rolünü haklı çıkarmak için kullanıldığını savunur. Festival’in Tayyare Kültür Merkezi’nden UNESCO Meydanı’na uzanan geniş sergileme alanı, ilk bakışta “sanatın sokağa inmesi” gibi görünse de, aslında kentsel mekânın neoliberal bir vitrin haline getirilmesidir.

Berger’e göre yağlı boya resim geleneği “sahip olma” arzusuyla ilişkilidir; fotoğraf ise bu geleneği demokratikleştirmiş gibi görünse de, sergileme biçimleri mülkiyet ilişkilerini yeniden üretir. Küratör rehberliğindeki sergi turlarının 30 kişiyle sınırlandırılması, Berger’in nefret ettiği “seçkinci eşik bekçiliği”nin somut bir kanıtıdır. Bilginin kısıtlı bir gruba rezerve edilmesi, festivalin “kapsayıcı” olma iddiasını temelinden sarsmaktadır - ki zaten yabancı da değillerdi!.. ;)

Galeriden Meydana...

Tarihi Zindankapı veya Ressam Şefik Bursalı Sanat Galerisi gibi noktalar, fotoğrafın “bağlamından koparılması” sürecine aracılık etmektedir. Berger, bir imgenin anlamının o imgenin bulunduğu çevreden ayrılamayacağını belirtir. Zindankapı’nın ağır ve hapsedici atmosferinde sergilenen “özgürlük” temalı fotoğraflar, bu anlamda bir “tarihsel gizemselleştirme” üretmektedir; mekânın kendi kanlı tarihi, sergilenen eserlerin güncel itirazını yutmaktadır. :(

Berger, reklam fotoğraflarının her zaman gelecekteki bir “mutluluk” veya “tüketim” vaadi sunduğunu, oysa sanatın şimdiki anın gerçeğiyle ilgilenmesi gerektiğini söyler. Festivalin “Fotoğrafın kalbi Bursa’da atıyor” sloganı, etkinliğin kendisini bir sanat olayından ziyade bir turistik varış noktası olarak pazarladığını göstermektedir. Bu durum, fotoğrafın Bergerci anlamda “hayatı anlama aracı” olmaktan çıkıp, “kentsel pazarlama materyali”ne dönüşmesidir.

Roland Barthes ve Kayıp Punctum: Dijital Gürültüde Sessiz Ölüm

Roland Barthes, fotoğrafı “studium” ve “punctum” olarak ikiye ayırır. Studium, fotoğrafın tarihsel ve kültürel bağlamını anlamamızı sağlayan genel ilgidir; punctum ise izleyiciyi “delen”, “yaralayan” ve kişisel bir sarsıntı yaratan detaydır. Festivaldeki sergilerin büyük bir çoğunluğu, özellikle belgesel projeler, devasa bir studium yığınıdır. Ancak bu binlerce kare arasında bizi gerçekten “yaralayan” o Barthesçı detay nerededir?

Barthes, “isimlendirebildiğim şey beni gerçekten yaralayamaz” der. Bursa’daki sergilerde her şey o kadar iyi isimlendirilmiş, küratöryel metinlerle o kadar sıkı bir şekilde çerçevelenmiştir ki, izleyicinin kendi punctum’unu bulmasına izin verilmemektedir. Sergi metinleri, fotoğrafın ne söylemesi gerektiğini dikte eden birer “otorite sesi” olarak işlev görmektedir. Barthes’e göre fotoğraf tiyatroya resimden daha yakındır; çünkü “olan”ı temsil eder. Ancak Bursa’daki bazı portre çalışmalarında (örneğin Forough Alaei’nin kurgusal öğeler barındıran işleri), Barthes’in nefret ettiği “yapaylık” ve “poz verme tiyatrosu” (spectre) galip gelmektedir.

Barthes için fotoğraf, ölümün bir provasıdır; “o ölmüştür ve ölecektir”. Bursa’daki hafıza ve bellek odaklı sergilerde bu spektral (hayaletsi) hava hissedilse de, dijital baskıların kusursuzluğu ve parlaklığı, Barthes’ın aradığı o “nostaljik yarayı” sterilize etmektedir. Barthes, fotoğrafın “indexical” (işaretsel) doğasına, yani ışığın nesneye fiziksel olarak dokunup filme yansımasına inanıyordu. Dijital teknolojinin hâkim olduğu 2025 yılında, Bursa’da sergilenen işlerin birer “kod yığını” olması, Barthesçı anlamda “fotoğrafın ruhu”nun (eidos) kaybı anlamına gelmektedir.

Dijital Şizofreni: AI, Instagram ve Sanatın İntiharı

15. Bursa FotoFest’in organizasyonel yapısında gözlemlenen en büyük tenkit noktası, dijital platformlar ve yapay zekâ karşısındaki belirsiz duruşudur. Cenk Mirat Pekcanattı’nın podcastinde “Yapay Zeka Çağında Sanatı İnsani Yapan Nedir?” sorusu, festivalin geleneksel “hakikat” iddiasına doğrudan bir göndermedir. Barthesçı perspektiften bakıldığında, yapay zekâ tarafından üretilen bir imge, “orada bulunmuş olma” (ça-a-été?) kanıtından yoksundur ve bu nedenle fotoğraf olarak kabul edilemez. Ancak festival programında yer alan bazı güncel tartışmalar ve odağında yer alan bir sergi bu temel ayrımı muğlaklaştırmaktadır.

Ayrıca BursaFotoFest, bir yandan söyleşi ve akademik panellerle derinlik iddiası taşırken, diğer yandan “popülist bir beğeni avcılığı”na soyunmaktadır. Dolayısıyla ortaya “Ne İsa’ya ne de Musa’ya” yaranabilecek bir sonuç çıkmıştır. Düzenlenen söyleşi ve paneller ortalama seviyenin üzerindeki fotoğraf severler için bile konu bakımından ağır ve takibi zor bir hal almış, kendini bile fark etmekten aciz bir seçkinci zihniyetin yine kendini eylemeye yaraşır bir faaliyetine dönüşmüştür. Buna karşı ortaya tepki koyabilecek niteliği taşımayan bir dernek ve bir oluşumun bu etkinliğin başat bileşenlerinden olması da diğer bir traji komik not olarak tarihe düşmüştür.

Sosyal Medya Üzerinden Toplanan Tenkitler ve Kullanıcı Yorumları

Festivalin sosyal mecralardaki yansımaları, organizasyonun profesyonel peer (eş düzey) kitle üzerindeki etkisini ve halk nezdindeki algısını ortaya koymaktadır. X (eski Twitter) ve Instagram üzerindeki yorumlarda öne çıkan başlıklar şöyledir:

    • Erişilebilirlik ve Elitizm: “Küratör turlarının 30 kişiyle sınırlı olması tam bir fiyasko. Madem halka açık bir festival, neden bu kadar kısıtlı bir kontenjan?” (Kullanıcı @foto_eleştirmen, Instagram). Bu durum, Berger’in “mystification” teorisini desteklemektedir.

    • Mekân ve Ulaşım: “Bursa’nın bir ucundan diğer ucuna sergi kovalamak yorucu. Tayyare dışındaki mekânlar çok kopuk kalmış.” (Kullanıcı @bursa_art, X). Bergerci anlamda mekânın bütünlüğü bozulmuştur.

   • Baskı Kalitesi ve Sunum: “Bazı açık hava sergilerinde baskıların güneşten ve rüzgardan zarar gördüğünü gördüm. Eserlere saygı nerede?” (Kullanıcı @ analog_sever, Forum). Sontag’ın “fotoğraf bir kağıt nesnedir ve yaşlanır” uyarısı, organizasyonun teknik ihmalleriyle birleşmiştir.

   • Hacim ve Yorgunluk: “O kadar çok fotoğraf var ki, bir süre sonra hepsi birbirine benzemeye başlıyor. Kırılma Zamanı değil, görüntü yorgunluğu zamanı.” 

Kurumsal Eleştiri: Bir “Başarı” İllüzyonu Olarak İstatistikler

Festivalin 15 uluslararası, 15 ulusal sanatçı, 8 kolektif ve onlarca genç fotoğrafçıyı bir araya getirmesi, basın bültenlerinde bir “zafer” olarak sunulmaktadır. Ancak niceliğin niteliği yuttuğu bu tabloda, küratöryel derinliğin kaybolduğu görülmektedir. Sontagçı bir bakışla, “çok fazla imge, dünyayı anlama yetimizi artırmaz, aksine felç eder”. Festival, bir ay boyunca kenti “fotoğrafa boğarak”, aslında izleyicinin her bir eserle kurması gereken o “sessiz ve derin” bağı sabote etmektedir. Sami Güner Sanat Galerisi’nde sergilenen Durmuş Bahar’ın işlerinden, Meteor Balat Kültürevi’ndeki Kemal Aslan’ın çalışmalarına kadar uzanan bu geniş yelpaze, aslında bir “odağı olmayan bir panayır” görünümündedir. Küratörler Gülbin Özdamar Akarçay ve Özcan Yurdalan, “Kırılma Zamanı” temasını açıklarken “bir durup bakma çağrısı” yaptıklarını söyleseler de, festivalin kendisi bir “durma” değil, “koşturma” üzerine kurgulanmıştır. Bu durum, Berger’in “görmenin aktif bir eylem olduğu” savıyla çelişen bir “pasif izleyici” kitlesi yaratmaktadır.

Organizasyonel İhmaller ve Teknik Hatalar

Festivalin 15. yılında hâlâ temel organizasyonel aksaklıkların yaşanması kabul edilemez bir durumdur. Özellikle sergileme teknikleri ve mekân yönetimi konusundaki tenkitler, organizasyonun “amatör bir ruhla profesyonel bir dev” olmaya çalışmasından kaynaklanmaktadır.

    1. Işıklandırma ve Sergileme: Bazı galerilerdeki ışık yansımaları, camlı çerçervelerin altındaki eserlerin görülmesini imkânsız kılmaktadır. Barthes’in “fotoğraf görünmez olmalıdır, biz onun imlemini görmeliyiz” ilkesi, parlama yapan camlar yüzünden “camın kendisini görmeye” dönüşmektedir.

    2. Kataloglama, Çeviri ve Metin Hataları: Sergi metinlerindeki çeviri hataları ve yazım yanlışları (bazı kaynaklarda 14. ve 15. festivalin bilgilerinin karıştırılması gibi) etkinliğin entelektüel titizliğine gölge düşürmektedir.

  3. Portfolyo Değerlendirmeleri: Portfolyo değerlendirmeleri, bir sanatçının gelişimine katkı sağlamaktan ziyade, “ünlü isimlerle tanışma” seansına dönüşmektedir. Bu durum, sanatın Bergerci anlamda bir “prestij nesnesi” olarak tüketilmesinin bir başka yoludur.

Sonuç: Kırılmanın Gerçekleşmediği Bir “Kırılma Zamanı” 💔

15.Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali, “Kırılma Zamanı” temasıyla aslında fotoğrafın kendi içindeki ontolojik krizini örtbas etmeye çalışan bir “kurumsal zırh” gibi davranmaktadır. Susan Sontag’ın etik uyarıları, John Berger’in politik eleştirileri ve Roland Barthes’ın fenomenolojik derinliği, Bursa’daki bu devasa organizasyonun içinde sadece “serpilmiş baharatlar” olarak kalmaktadır.

Festival, “Türkiye’nin en büyük fotoğraf etkinliği” olma unvanını korumak için gösterdiği çabayı, “Türkiye’nin en derinlikli eleştirel platformu” olmak için göstermemektedir. Eğer 15. yıl gerçekten bir “kırılma” olacaksa, bu kırılmanın öncelikle festivalin kendi yapısında, o hiyerarşik küratöryel modelinde ve “sayılarla başarı ölçme” takıntısında gerçekleşmesi gerekir.

Adil olmak gerekirse, Bursa gibi sanayi odaklı bir kentte böyle bir kültürel süreklilik sağlamak bir başarıdır. Ancak acımasız olmak gerekirse, bu başarı “görüntülerin istilası” altında ezilen modern insan için bir panzehir değil, o istilanın bizzat bir parçasıdır.

Fotoğrafın bir “direniş alanı” olabilmesi için, önce kendi “gösteri” doğasına direnmesi gerekir. Festival, bu sınavda maalesef “studium”un güvenli limanında kalmayı, “punctum”un fırtınalı sularına açılmaya adeta amatörce tercih etmiştir.

Festivalin geleceği, niceliği (sergi sayısı, sanatçı sayısı) değil, niteliği (eleştirel söylem, izleyiciyle kurulan hakiki bağ) öncelemesine bağlıdır. Aksi takdirde, her yıl düzenlenen bu kendini tatmin törenleri, Sontag’ın korktuğu gibi, dünyayı anlamamıza değil, onu bir “imgeler mezarlığı” olarak paketleyip rafa kaldırmamıza hizmet edecektir.

Notlar: Bu metin, 15.Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali’ne dair eleştiri yazılarına açık olan Cenk Mirat Pekcanattı Eleştiri Ödülü 2025’i kazanan katılımcıya aittir. İlk olarak, Gölge Fanzin'in 25. sayısında yayımlanmıştır.


Katılımcının karşı karşıya kalma ihtimalinden korktuğunu dile getirdiği sosyal linç ve dışlanma riski sebebiyle bazı spesifik kısımlar metinden çıkartılmış, asıl adı kullanılmamış ve eleştiri kendisinin tercih ettiği bir rumuz adı altında yayımlanmıştır.

Gölge Fanzin bu eleştiriyi metnin yazarının dilediği doğrultuda yayımlamış, katılım için gönderilen orjinal metni ise arşivi için saklı tutmuştur.

Festival boyunca sosyal medyada yer alan yaratıcı ve sarkastik nitelikteki sosyal paylaşımlar 15. Bursa Fotoğraf Festivline dair eleştirilerin bir diğer boyutu olarak tarihe not düşmüştür.

Aşağıda bazı örneklere yer verilmiştir.

#SONDAKİKA @bursaphotofest'in TKM'de yapılacak kapanış paneli şöyle özetlenebilir. Herkese geçmiş olsun!


Festivalin olası marşı "Mahalleye Festival Gelmiş" efsane olmuş! Parçayı seslendiren Doa ve 4lic4n'a teşekkürler ağzınıza sağlık! (parody)

Küratörlerden Birisi Arada Kalmış!

https://x.com/SalcaCocuk/status/2000858226674557025

SON DAKİKA/"15. Bursa Kankalararası Fotoğraf Festivali" küratörleri için özel veda töreni.

https://x.com/the_PHOTOSAPIEN/status/2009253553332723723?s=20

İnce 1 #Yapı analizi?! 🤥🤯🤔 #kankalararası #bursaphotofest

https://x.com/the_PHOTOSAPIEN/status/2005552172269002830?s=20

MİRATIN PUSLU FOTOĞRAF ATLASI

Cenk Mirat PEKCANATTI

Hayalimdeki Fotoğraf Festivali

podcast

Sanat yazarlığını teşvik etmeyi ve eleştirel düşünceyi desteklemeyi amaçlayan, “Cenk Mirat PEKCANATTI Eleştiri Ödülü 2025”, bu yıl 15. kez organize edilecek olan “Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali - @BursaFotoFest” hakkında yazılacak eleştiri yazılarını değerlendirmeye alacak.

12 Aralık 2025 – 12 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek olan festival, bu yıl "Kırılma Zamanı" temasıyla, fotoğrafı hafıza, direniş, umut ve yeni bakış biçimleri ekseninde bir kez daha düşünmeye davet ediyor.

Festival, sarsıntılar, gelgitler arasında bir kolektif hafıza inşa etmenin, tüm farklılıklarımızla birlikte ortak bir dil yaratmanın, bir görsel ifade kanalı açmanın yollarını birlikte ararken, “Cenk Mirat PEKCANATTI Eleştiri Ödülü 2025” ise organizasyonla 'eş zamanlı' ve 'bağımsız' olarak sanat eleştirisine dair güncel metin üretimini teşvik etmeyi hedefliyor.


Gölge Fanzin işbirliğiyle organize edilen ödül; bu uluslararası fotoğraf festivalinin, organizasyonel yapısına, temasıyla uyumuna, derleme başarısına, katılan eserlerin nitelik ve bütünlüklerine odaklanan eleştiri metinleri arasından seçilecek en özgün ve yetkin eleştiri metnini ödüllendirecek.

Not: Ödülün, 15. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali ile doğrudan hiçbir bağlantısı yoktur. Cenk Mirat PEKCANATTI ve Gölge Fanzin'in işbirliği ile hayata geçirilen bir ödül organizasyonudur. Eleştiri kültürünün gelişmesine katkıda bulunma gayesi taşımaktadır.

🏆 ÖDÜL: 10.000 TL (On Bin Türk Lirasıdır.)

✍️ KATILIM KOŞULLARI

  • 18 yaşını doldurmuş olmak,

  • Yazılacak eleştiri metni, Türkçe (TR) dilinde olacaktır.

  • Asgari 1000 kelime (12 punto, Times New Roman yazı tipi ve tek satır aralığı)

  • Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali ile doğrudan ilişkili, yukarıdaki metinde belirtilen açılardan ele alınan bir eleştiri metni yazılması beklenmektedir.

  • Herhangi bir yapay zeka (Y.Z.) uygulamasıyla doğrudan ya da desteği ile yazılan eleştiri yazıları diskalifiye edilecektir.

  • Metinler 13 Ocak 2026 tarihine kadar froginpain@gmail.com adresine gönderilmelidir.

⚖️ SEÇİCİ KURUL: 

  • Şirin Ayça SAYILIR

1999 yılında San Diego State Üniversitesi, Telekomünikasyon ve Medya Yöneticiliği ile Fotoğrafçılık (çift anadal) Bölümlerinden mezun olduktan sonra, Doğuş Holding çatısı altında CNBC-E kanalının kurulmasında aktif rol aldı.
    Takip eden süreçte kanalın program müdürü olarak görevini sürdürürken, akşam kuşağı yayın akışı içeriklerinin uluslararası platformlarda satın alınması, program kuşaklarının oluşturulması ve demografik hedef kitle analizlerinin yapılması sorumluluklarını üstlendi.
      2002 yılı itibarıyla internet, indoor ve outdoor medya planlaması alanında hizmet sağlayan Zap Medya Şirketinde yönetici ortak olarak faaliyet gösterdi.
        Daha sonraki yıllarda CNR Holding bünyesinde Uluslararası Ziyaretçi ve Satış Müdürü olarak görev yaparken, müşteri/ziyaretçi analizleri, B2B toplantı organizasyonları ve alan satış süreçlerini yürüttü. Takip eden yıllarda, müşteriyi marka ile buluşturan ve marka bilinirliği yaratan kurumsal organizasyonlar düzenledi. (Unilever, P&G, IDO v.b).
          Son 14 yıldır havacılık sektöründe satış ve müşteri memnuniyeti faaliyetleri kapsamında uluslararası anlaşmaların yapılması, müşteri memnuniyeti yönetimi beraberinde analiz ve raporlamaların hazırlanması, ilgili uygulamaların ISO 10002 yönetim sistemi uyarınca yönetilmesinin sağlanması ve kurumun İletişim Merkezinin yönetim süreçlerini yürütmektedir.
          • Cenk Mirat PEKCANATTI (Fotoğrafçı, Fotoğraf Eleştirmeni)


          Cenk Pekcanattı (İstanbul, 1975) İstanbul'da yaşayan bir fotoğrafçı ve fotoğraf eleştirmenidir. 2003 yılında Marmara Üniversitesi. Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü'nden mezun oldu. 2003 yılında yayın hayatına başlayan Gölge Fanzin*'in kurucusudur. Fanzin için çeviriler ve röportajlar yapmanın yanı sıra, eleştiriler, makaleler ve denemeler yazmaktadır.

          Çocuklar ve gençler için birçok fotoğraf etkinliği düzenledi; ‘Gökçesu İlköğretim Okulu Fotoğraf Günleri’, ‘Süleyman Çelebi Ortaokulu Fotoğraf Atölyesi’, ‘Darüşşafaka İlköğretim Okulu Temel Fotoğraf Eğitimi’, ‘Avrupa Gençlik Müzesi, Oropos/Yunanistan Uçan Lomografi Atölyesi’, vb.

          Radio INFOkarma'da fotoğraf kültürüyle ilgili “Hepimiz Fotoğrafçıyız!” programını hazırladı ve sundu.

          16. ve 17. Bursa Fotoğraf Günleri'nde danışman/küratör olarak görev aldı.

          Birey, grup ve kurumlar için düzenli olarak yüz yüze ve/veya çevrimiçi “Temel Fotoğraf Atölyeleri” düzenlemekte, ayrıca “Bireysel Proje Geliştirme Danışmanlığı” hizmetleri vermektedir.

          Görsel Diyaloglar: Fotoğrafın X Faktörü ve ‘Mirat’ın Puslu Fotoğraf Atlası’ adlı podcastlerde fotoğrafçılıkla ilgili işitsel üretimlerine devam etmektedir. Kişisel blogunda da görsel ve yazılı yayınlarını sürdürmektedir.

          Düzenlediği çeşitli imza kampanyaları aracılığıyla, ülke fotoğrafçılığının önemli fotoğraf arşivlerini, fotoğrafçılarını ve kuruluşlarını korumayı, hatırlamayı ve muhafaza etmeyi amaçlamaktadır.

          • Monsieur’O (Yapay Zeka Destekli Eleştiri Jeneratörü)


          Dünyanın ilk yapay zeka destekli eleştiri jeneratörü olan Monsieur’O, belli başlı, yerli ve yabancı fotoğraf eleştirmenlerinin farklı bakış açılarını barındıran kolektif bir bakış açısıyla eleştiri yapma becerisine sahiptir. İlk defa "Cenk Mirat Pekcanattı Eleştiri Ödülü 2025" kapsamında resmi bir değerlendirme yapmak için kullanılacaktır. 

          Sanatın eleştirel yönünü görünür kılmak, yazıyla düşünmenin gücünü kutlamak için tüm fotoğraf severleri, sanat eleştirmeni ve eleştirmen adayı yazarları, "Cenk Mirat PEKCANATTI Eleştiri Ödülü 2025” katılmaya davet ediyoruz.

          Not1: Yarışmanın en büyük sürprizi “Monsieur’O” adlı dünyanın ilk yapay zeka destekli eleştiri jeneratörünün seçici kurulda yer alması olacak.

          Not2: Ödülle ilgili haberi, ilgileneceğini düşündüğünüz fotoğraf severlerle paylaşırsanız memnun oluruz. 

          Not3: "Cenk Mirat PEKCANATTI Eleştiri Ödülü 2025" ile ilgili işbirlikleri için bizimle froginpain@gmail.com adres aracılığıyla iletişime geçebilirsiniz.

          Güncellemeleri bu bağlantıdan takip edebilirsiniz!

          Cenk Mirat Pekcanattı Eleştiri Ödülü 2025 – Sonuç Bildirimi

          Dokuz katılımcının eleştiri metinleriyle başvurduğu Cenk Mirat Pekcanattı Eleştiri Ödülü 2025 değerlendirme süreci tamamlanmıştır.

          Başvuran metinlerden beşi, ödül koşullarında belirtilen temel kriterleri karşılamadıkları gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılmış; kalan dört eleştiri metni, Seçici Kurul tarafından ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Yapılan değerlendirmeler sonucunda, bu dört metin arasından biri ödüle layık görülmüştür.

          Ödülü kazanan katılımcının ismi, Perşembe günü yayımlanacak olan Mirat’ın Puslu Fotoğraf Atlası podcast bölümünde kamuoyuyla paylaşılacaktır.

          15. Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali'nin eleştirisi olan metin, ayrıca Gölge Fanzin’in 25. sayısında yayımlanacaktır.

          Sürece katkı sunan tüm katılımcılara, eleştirel düşünceyi besleyen emekleri ve ilgileri için teşekkür eder; esenlikler dileriz.


          Yorumlar