FİLM İNCELEMESİ: CAPA'NIN GÖLGESİNDE: GERDA TARO

Filmin resmi afişinin İngilizce versiyonu

Helena Janeczek’in aynı adlı romanından uyarlanan film, öncü foto muhabiri Gerda Taro’nun, İspanya İç Savaşı’na dönmeden hemen önce Paris’te geçirdiği son gününü konu alıyor; film boyunca kullanılan flashbacklerle Taro’nun kendine has eylemci kişiliği ve kırık bir aşk hikâyesi gözler önüne seriliyor.

Venedik Film Festivali’nin 'Orizzonti' bölümünün açılışını yapan filmin tek gayesi, sadece göz ardı edilen ilk kadın foto muhabirlerinden birini anmak değil; aynı zamanda Taro’nun yıllardır 'Robert Capa' mahlasının gölgesinde bırakılmaya mahkûm edilen fotoğrafçı kimliğini de yeniden tartışmaya açmak.

Günümüzde Taro ve Capa fotoğraf tarihinin sayfalarına neredeyse ayrılmaz bir ikili olarak yerleşmiş durumda. Ne var ki, genellikle bu birliktelik Taro’nun yaşama bakış açısını ve bir fotoğrafçı olarak kariyerini görünmez kılan bir yaklaşıma dönüşüyor.

Film tam da bu noktada önemli bir soruyu gündeme taşıyor: "Gerda Taro’yu gerçekten ne zaman kendisi olarak görmeye başlayacağız?"

Ama belki de ana mesele, Taro’yu Capa’dan ayırmak değil; onu Capa’nın yanında duran bir isim olmaktan çıkarıp fotoğraf tarihindeki hak ettiği kişisel payeyi vermek. 

Birçok kişi için 'Robert Capa' adı, 20. yüzyılın ortalarında savaş cephelerinden çekilen en ikonik görüntülerle özdeşleşen, gizemli ve adeta bir savaştan diğerine dünyayı dolaşan Amerikalı bir fotoğrafçıyı çağrıştırır.

“The Girl With The Leica” filminde İtalyan yönetmen Alina Marazzi bu efsaneyi adeta çürütüyor. 
Robert Capa ©. Magnum Photo - Gerda Taro İspanya İç Savaşı'nda Robert Capa tarafından çekilen bir fotoğrafı, 1937. 

The Girl With The Leica, Almanya doğumlu foto muhabiri Gerda Taro’nun (asıl adı Gerta Pohorylle) mirasını yeniden gün yüzüne çıkarırken, Macar fotoğrafçı Endre Erno Friedmann, namı diğer André Friedmann’ın benimsediği 'Robert Capa' mahlasının yaratılmasına olan katkılarını gündeme getiriyor.

Fotoğraf tarihçileri ve akademisyenlerinin günümüzde hemfikir olduğu üzere, Capa’nın erken dönem eserleri hem Endre Erno Friedmann’ın hem de Taro’nun fotoğraflarından oluşuyordu. Fakat hangi fotoğrafın kime ait olduğu konusu tam bir muammaya dönüşmüş durumda… Kanaatimce konuya bir cevap bulunacağı da yok!

Kitap satışının yapıldığı kanallardan birinde şu şekilde lanse ediliyor.
"Leica’lı Kız: Robert Capa isminin ardındaki kadının gerçek hikâyesinden uyarlanmıştır."

Ne geleneksel bir biyografi ne de bir belgesel olan The Girl With The Leica, izleyicileri karakterlerin hayatlarının ve yaşadıkları dönemin çalkantılarının içine çeken, enerjik ve izlenimci bir üslupla aktaran, gerçeklere dayalı bir kurgu sunuyor. Flashbackler aracılığıyla geçmiş ile bugünü (filmin kendi zaman akışındaki) iç içe geçiren film, renkli dramatik sahneleri, anı amaçlı çekilen film kayıtlarını, siyah-beyaz arşiv ve zamane haber görüntülerini akıcı bir şekilde harmanlıyor. Ayrıca yer yer Süper 8 mm ve 16 mm formatlarını nadir görülen fotoğraflarla kendine has bir üslupla sunuyor. Ancak daha da önemlisi, izleyicilerin fotoğrafın siyasi gücü üzerine düşünmeleri fırsatını sunarken, az daha yeteneği, ve tutkusu kendi yarattığı efsanenin (Robert Capa) gölgesinde tarihe gömülecek olan cesur bir kadın foto muhabirine ruh veriyor.

The Girl With the Leica filminden bir sahne, fotoğrafçılar André Friedmann ve Gerda Taro, filmde oyuncular Aaron Altaras ve Emilia Schüle tarafından canlandırılıyor. © Vivo Film, Komplizen Film, ZDF/Arte ve Eolo Film Productions, 2026. 

Marazzi ve ortak senarist Valia Santella, 14 Temmuz 1937 tarihini bir başlangıç noktası olarak kabul ederek, başkahramanın anıları ve vizyonu aracılığıyla zamanda ileri geri hareket ederek kurgusal anlatılarını şekillendiriyorlar. Zeki ve meraklı Taro (Emilia Schüle), 1910 yılında Stuttgart’tan Leipzig’e taşınan bir Yahudi ailenin kızı olarak dünyaya gelir. Sosyalist eğilimleri olan ve pek çok erkek hayranı bulunan büyüleyici, özgür ruhlu bir genç kıza dönüşür. Leipzig’de, Nazi hükümetine karşı direniş faaliyetleri nedeniyle tehlikeye giren, kendisiyle benzer düşüncelere sahip yirmili yaşlarındaki gençlerden oluşan bir gruba dahildir. Tutuklanıp serbest bırakıldıktan sonra, grubun çoğu Paris’e kaçar.

The Girl With the Leica filminden bir sahne, © Vivo Film, Komplizen Film, ZDF/Arte ve Eolo Film Productions, 2026.

Taro, en yakın arkadaşı Ruth Cerf (Luna Wedler) ile Paris'te kötü koşullardaki bir daireyi paylaşır. Bu iki hırslı ve çekici genç kadın, fotoğrafçı olan Fred Stein (Hans-Christian Hegewald) ve David “Chim” Seymour (Idan Weiss) dahil olmak üzere kendileriyle aynı kaderi paylaşan diğer mültecilerle ilişki kurar; ardından iki Macarla yani André Friedmann (Hık! demiş, burnundan düşmüşçesine benzemiş deseler de... o kadar da değil, Aaron Altaras) ve Csiki Weisz (Sebastian Schneider) ile tanışırlar.

Kendine güvenen, baştan çıkarıcı Taro ile dağınık ve umursamaz André Friedmann arasındaki kimya, Taro’nun ondan birkaç yaş büyük olmasına ve ona hep emir kipinde konuşup muamele etmesine rağmen, anında ve bariz bir şekilde ortaya çıkar.

Taro, Friedmann’ın yeteneğine inanır ve kariyerini istikrara kavuşturmasına yardım ederken, Friedmann da ona fotoğrafçılık hakkında daha fazla şey öğretir. Çiftin, kulağa daha az yabancı ve daha az Yahudice gelen isimler benimseme konusundaki cüretkâr kararlarının, akıllıca bir strateji olduğu ortaya çıkar. Filmde arkadaşlarına açıkladıkları gibi, bu seçim onlara daha iyi işler ve kaşe elde etme imkânı sağlar. Bir süre çalışmalarının 'Robert Capa' mahlasıyla yayımlanmasına izin verdikten sonra Taro, fotoğraflarının altında kendi adını kullanmaya ve Paris’teki komünist gazete Ce Soir’in İspanya İç Savaşı muhabiri olarak görev yapmaya başlar.

Gerda Taro © ICP - Plajda eğitim gören cumhuriyetçi milis kadını. Barselona dışında. Ağustos 1936.

14 Temmuz 1937, Taro’nun Paris’ten ayrılıp İspanya İç Savaşı’nın cephelerine dönmeyi planladığı dönemi işaret eder. Bu dönem, yüksek topuklu ayakkabılarla eğitim gören, kumsalda diz çökmüş ve tabancasıyla nişan alan Cumhuriyetçi milis kadın da dahil olmak üzere, onun en dikkat çekici fotoğraflarından bazılarını çektiği dönemdir.

Film, Taro’nun İspanyol Cumhuriyetçi davasına olan bağlılığını sürekli olarak vurguluyor. Taro, arkadaşlarına defalarca Cumhuriyetçilerin, kendi neslinin Almanya’da yapması gerekeni yaptığını söyler. İşte bu yüzden, savaşın tehlikesine ve giderek artan vahşetine rağmen, orada olup biteni belgelemek ve tavır almak istemektedir.

Taro, ayrılmadan önce eski sevgilisi Willy Chardack (Thomas Schubert) da dahil olmak üzere eski dostlarını ziyaret ederken, bu süreç ona ilk ciddi erkek arkadaşı Georg Kuritzkes (Lucas Englander) ile birlikte siyasi faaliyetlere atılma anılarını, Nazizmin yükselişini ve Alman Yahudilerine yönelik tehditleri hatırlamasına vesile olur.



Fiziksel olarak Taro’ya pek benzemese de Schüle, Taro’nun arkadaşlarının onu tanımlarken bahsettikleri enerjiyi başarıyla beyaz perdeye yansıtıyor. Taro’nun karmaşık karakterini ustaca aktaran oyuncu, ona hem kendini işine adamış bir antifaşist foto muhabiri hem de baştan çıkarmayı ve arzu edilmeyi seven bir kadın olarak hayat veriyor.

Filmde Capa’nın Taro'ya evlilik teklifi ettiği gösteriliyor, ancak bunu kabul etmeyerek tereddütsüzce ona aşık olan Kanadalı muhabir Ted Allan’a (Jeremy Mockridge) yönelir. 26 Temmuz 1937’de, 27. yaş gününe bir haftadan az bir süre kala hayatını kaybettiği İspanya’nın Brunete cephesinde Taro’ya eşlik eden kişi de zaten Allan’dır.

Marazzi’nin yapım boyunca izleyiciye tanıttığı ilginç karakterlerin sayısı göz önüne alındığında, insanın içinde hak ettikleri değer verilememişçesine bir his uyandırıyor. Hani sanki üzerlerine bir mini TV dizisi yapılsa, bu bohem gruba daha fazla hakkaniyet sağlanabilirdi. Yine de, görsel açıdan tatmin edici ve temposu iyi ayarlanmış film, tarihin önemli bir dönemine giriş için bir fırsat sunuyor. Özellikle fotoğraf severlerin daha da başka bir gözle izleyeceği öngörüldüğünde, filmi tatmin edici bulduğumu belirtmeliyim.

Robert Capa ©. Magnum Photos Düşen Asker, İspanya İç Savaşı, 1936.

Filmin, 2 Eylül 2026 tarihinde 83.Venedik Uluslararası Film Festivali’nin 'Orizzonti' bölümünde dünya prömiyeri gerçekleştirdi. Film ayrıca 29 Eylül 2026 tarihinde Filmfest Hamburg’un 'Kaleidoscope' bölümünde de gösterime girecek.

Roma merkezli satış şirketi Fandango Sales, filmin Venedik’teki dünya prömiyerinden önce uluslararası satış haklarını satın aldı. Festival katılımlarını tamamladıktan sonra önce sinemalarda, ardından da TV platformlarında gösterilmesi bekleniyor. Şu an için Türkiye'de vizyona gireceği tarih ile ilgili herhangi bir bilgi mevcut değil.


The Girl With the Leica filminden bir sahne, © Vivo Film, Komplizen Film, ZDF/Arte ve Eolo Film Productions, 2026.
"benim bedenim, benim hayatım, benim seçimlerim"




Yorumlar